Kitlesel Açık Çevrimiçi Ders Türleri
Kitlesel
çevrimiçi açık derslerin
geliştirilmesi, verilmesi ve devam ettirilmesi eğitim sektöründe alışılagelenin
dışında beceriler gerektirir. Video, ders tasarımı, yazılım, bilişim altyapısı,
ve dersin üstüne kurulduğu kaide uygulamanın uzmanlığı hemen ilk akla
gelenlerdir.
Böyle bir
dersin sunumunda aynı anda onlarca kişi çalışıyor olabilir. Dersin verildigi
siteye ulaşım trafiği, ve ulaşılabilirlik gereksinimi video paylaşma
sitelerininkine benzer. Genellikle bu ihtiyaç bulut bilişim kullanarak
giderilir.
Daha önceleri
her dersin ya da eğitim kurumunun kendi yazılımı söz konusu iken, zamanla belli
ticari ürünler ya da hizmetler ortaya çıkmıştır (Khan Academy, EdX, Coursera,
Udacity, P2Pu, Udemy, FutureLearn, Alison). 2013'te ise ilk açık kaynak yazılım
çabası Open edX ve Stanford Üniversitesi'nin bir araya gelmesiyle başlamıştır.
Amaçlarının "çevrimiçi öğrenimin Linux'u" benzetmesine layık olmasını
umdukları XBlock SDK ürününü Affero GPL açık kaynak lisansı ile sunmak olduğunu
ilan etmişlerdir.
Kitlesel
Çevrimiçi Açık Ders (MOOC) Nedir?
Kitlesel
çevrimiçi açık ders (Massive Open Online Course – MOOC), birkaç yıl içerisinde
eğitimde en çok konuşulan konulardan biri haline geldi. Kitlesel çevrimiçi açık
dersin amacı, üniversite düzeyinde eğitimlere ücretsiz erişilebilmesini
sağlamak ve geleneksel üniversite eğitim sistemini tümüyle değiştirmek.
Kitlesel
çevrimiçi açık ders hareketi dünyanın önde gelen birçok üniversitesini, açık
öğrenme platformları kurarak ders materyallerini çevrimiçi hale getirmeye
teşvik etti. Bununla birlikte, kimi ticari girişimler de prestijli
üniversitelerle iş birliğine giderek ücretsiz çevrimiçi dersler oluşturmaya
başladı. Bu platformlardan bazıları tamamen ücretsizken, bir kısmı sertifika
programları için makul ücretler talep etmekte.
Kitlesel
çevrimiçi açık ders ya da açık erişim gibi çevrimiçi dönüşümlere katılım,
yükseköğretim kurumları arasında giderek yükselmekte. Örneğin, başlatılan kimi
açık kaynak eğitim programları, dünya çapında kullanmaya ve başka bir amaca
uygun hale getirmeye uygun telif haklarıyla kayda değer miktarda yeni ve
kullanışlı eğitim kaynağı sağladı.
Kitlesel
çevrimiçi açık derslerin popülerlik kazanması, açık kaynak eğitim yaklaşımını
kullanarak yükseköğretim pazarına girmek isteyen girişimcilerin ve büyük
şirketlerin de ticari ilgisini çekti. En önemlisi, kitlesel çevrimiçi açık
derslerin yükseköğretimdeki potansiyeli hakkında çalışmaları başlattı ve eğitim
planlayıcılarını çevrimiçi öğrenmeyi stratejilerine dahil etmeye zorladı.
Bu değişim göz
önüne alındığında, yükseköğretim kurumlarının nasıl ayak uyduracağı kritik bir
öneme sahip. Hızla değişen bir eğitim pazarında, öğrencilerin farklı
ihtiyaçlarına nasıl cevap verecekleri hakkında dikkatli adımlar atmalılar.
Yükseköğretim kurumları, kitlesel çevrimiçi açık derslerin ve diğer potansiyel
eğitim modellerinin ortaya çıkardığı fırsatlara ve tehditlere cevap verebilecek
stratejiler geliştirmeliler.
Kitlesel
çevrimiçi açık ders terimi, ilk olarak 2008 yılında Dave Cormier’in
“Bağlantıcılık ve Bağlayıcı Bilgi” dersini tanımlamak için kullanıldı.
Başlangıçta bu çevrimiçi kurs, yirmi beş kişi için tasarlanmıştı. Ancak
2.300’ten fazla kişi, herhangi bir ücret ödemeden veya kurs sonunda herhangi
bir kredi kazanmadan kursa katıldı. 2011 yılında Sebastian Thrun, Stanford
Üniversitesinde öğretmekte olduğu “Yapay Zekaya Giriş” dersini çevrimiçi hale
getirdi ve 190 ülkeden, 160 binin üzerinde katılımcının ilgisini çekmeyi
başardı. O günden sonra, kitlesel çevrimiçi açık dersler kurumların, bireylerin
veya ticari kuruluşların ötesinde bir anlama kavuştu.
Kitlesel
çevrimiçi açık derslerin asıl amacı, eğitimin önünü açmak ve üniversite
düzeyinde eğitimi mümkün olduğunca fazla öğrenciye ulaştırmaktır. Kitlesel
çevrimiçi açık dersleri, geleneksel çevrimiçi derslerden ayıran iki temel
özelliği vardır:
Açık Erişim:
Herkes bu çevrimiçi derse ücretsiz olarak katılabilir.
Ölçeklenirlik:
Bu çevrimiçi dersler, sonsuz sayıda katılımcıya destek olmak amacıyla
tasarlanmıştır.
Kitlesel
çevrimiçi açık derslerin gelişimi, eğitimde açıklık idealine dayanır. Bu ideale
göre, bilginin özgürce paylaşılması; öğrenme arzusunun demografik, ekonomik ya
da coğrafi kısıtlamalara takılmadan karşılanması gerekir. Kitlesel çevrimiçi
açık derslerin gelişme aşamasında, bu yaklaşımdan etkilenen prestijli kurumlar,
çeşitli açık öğrenme platformları oluşturmuşlardır. Ortaya çıkan sonuç, yükseköğretim
kurumlarının ve özel kuruluşların çevrimiçi öğrenmede yeniliklerden
yararlanmaya çalıştıkları için pazarda daha fazla oyuncuya yol açtığı
yönündedir.
Farklı
yaklaşımlar, kitlesel çevrimiçi açık derslerin (MOOC), iki farklı yönde
gelişmesine neden olmuştur. Bunlardan biri, eğitimde bağlantıcılık modeline
dayanan cMOOC yaklaşımıdır. Ortak bilgilerini paylaşmak için sosyal medya gibi
platformları kullanan çevrimiçi öğrenci topluluklarından oluşmaktadır. Bir
diğeri ise, daha çok davranışçı yaklaşıma dayanan xMOOC’tur. Genellikle
üniversiteler veya ticari kuruluşlar tarafından desteklenmektedir. Önceden
kaydedilmiş dersler ve sınavlar gibi daha geleneksel öğretim yöntemlerini
kullanır.
Kaynakça
https://tr.wikipedia.org/wiki/Kitlesel_%C3%A7evrimi%C3%A7i_a%C3%A7%C4%B1k_ders
https://vizyonergenc.com/icerik/kitlesel-cevrimici-acik-ders-mooc-nedir
BLOG
SAHİBİNİN YORUMU
Yorumlar
Yorum Gönder